KALECİKİNSESİ
ANKARA KALECİK İLÇESİ TANITIM SİTESİ

Tabakhane Cami



 

 



Kalecik Kalesi'nin Kuzeybatı eteğindeki bu yapı ismini, Tabakhane Mahallesi'nden alır. Meyilli bir arazi üzerindedir. Devranların Konağı'na ve Hamdi Camii'ne

200 metre uzaklıkta olan Camii, adeta harabe kaleye ve sarp kayalığa inat edercesine, dimdik ayaktadurmaktadır. Yapıldığı tarih hakkında kesin bir bilgiye sahibiz. Mihrabın hemen üzerindeki pencerenin sağına ve soluna simetrik olarak yazılan, iki tarih vardır. Bunlar 1323 ve 1325, yani 1907–1909 tarihleridir. Yaşlı kişilerin verdikleri bilgiler de bu yapım tarihini doğrulamaktadır.

   1930'Iarda Kalecik'e gelen Seyyah Kandemir de hatıralarında, "Tabakhane Camii ise yenidir" diyor (93). Böylece Camii'nin XX. yüzyılın başlarında yapıldığı kesinlik kazanıyor.

Bu dönemde Kalecik'teki nüfusun yarısına yakın bir kısmını Ermeniler teşkil ediyordu (Keçidere'nin kenarındaki Tabakhane Mahallesi'nde yoğun olarak bulunan Ermeniler, daha çok dericilikle iştigal etmişler ve "deri tabakçılığı" (dabakçılık veya debağcılık) önemli bir gelir ve geçim kaynağı haline gelmiştir. Bu nedenle Mahalle'nin ve Camii'nin ismi de "Tabakhane" olarak anılır olmuştur.

Çevredeki yaşlıların verdikleri bilgilere göre Cami’yi, Kevük Usta, üvenüs Hoca ve ünlük Usta isimli üç Ermeni yapı ustası inşa etmiştir. Bu ustalar Camii'nin köşe tromplarını tamamladıktan sonra, ana kubbeyi oturtmadan işi bırakıp Kalecik'ten ayrılmışlardır. Ayrılmadan önce, "Biz gelinceye kadar böylece dursun, kubbeyi daha sonra yapacağız" demişler, beş sene sonra geldiklerinde kubbenin yapılmış olduğunu görünce, üzülmüşlerdir. Çünkü onlara göre,kubbe yapılmadan evvel binanın birkaç sene öylece durup, kubbenin sonradan konulması gerekiyormuş. Ustaların ileri sürdükleri gibi, yapılan kubbe fazla dayanamamış ve yıkıldıktan sonra da yerine ahşap tavan yapılmıştır.

Söylenti olarak verilen bu bilgileri; daire biçimli ahşap tavan ve kubbeyi oturtmak için yapılan, dört köşedeki tromplar adeta doğrulamaktadır.

Camii, dikdörtgen bir plana sahiptir. Dört köşede tromplar ve bugün yerinde olmayan kubbenin varlığı hemen göze çarpar. Bu kubbeyi taşımak için her bir duvara, dışarıdaki hafifletme kemerlerinin de ayakları olan ikişer paye, duvarla birlikte yapılmıştır. Böylece kubbe, 8 ayak üzerine oturtulmuştur

Yapı malzemesi, minaresi dışında tamamen kesme taştır. Duvar örgüsünde köşe bağlantılarında demir çubuklarda kullanılmıştır.

    Giriş kapısına, karşılıklı iki yüksek merdivenle çıkılmaktadır. Böylece kapının önünde küçük bir balkon meydana gelmiştir Kuzey cephedeki bu girişin altı, arazinin meyline uydurulmak için, depo olarak kullanılan, mekânların teşekkülünü sağlamıştır.

Bugünkü durumuyla ana mekânı, daire biçimli ahşap tavan ve kiremit çatı örtmektedir. 1975'te onarım gören Camii'nin iç mekânının eski güzelliğini kaybettiği, duvarlarda badana altında çok az görülebilen yazı frizlerinden ve bazı bitkisel süslemelerden anlaşılabilir. Sonraki tarihlerde yapılan, yenileme çalışmalarında da, maalesef, mihrap, kürsü ve minberdeki taş süslemeler tamamen yağlı boya ile boyanmıştır.

Giriş kapısı beşik kemerli olan yapının dış cephesi, hafifletme kemerleri ve bu kemerler içerisinde açılan pencerelerle hareketlendirilmiştir. Her cephede üçer tane büyük hafifletme kemeri (kör kemer) kullanılarak, duvar yükünün pencereler üzerine binmesine engel olunmuştur. Her birinin içerisinde de üst üste ikişer adet beşik kemerli pencereler yerleştirilmiştir. Pencerelerde, vitrayı andıran renkli camların kullanıldığı, bazı cam parçalarından anlaşılmaktadır. Hafifletme kemerlerinin ayakları, kalın bir payanda halinde, iç kısımda duvar yüzeyinden taşkınlık yaparak, temele kadar inerler.

Ana duvarlar gibi, minarenin kare kürsüsü ve pabucu da, tamamen düzgün kesme taştan olup, pabuç kısmı üçgen oluşturarak, üstte ki yuvarlak ve ince taş bileziğe ve oradan da silindirik tuğla gövdeye geçişi sağlamaktadır. Minare kürsüsünün batı dış yüzeyinde, pabucun başladığı kısmın tam ortasında değişik görünüşlü, diğer taşlardan çok farklı, sarı renkli bir taş vardır. Antik bir malzeme olduğu belli olan bu taşın üzerinde yazıya benzeyen, zikzaklı çizgiler bulunmaktadır (Resim-39). Şerefenin peteği, tuğlaların üst üste dizilmeleriyle oluşan üç sıra kirpi dişlerinden oluşur. Şerefe demir parmaklıkla çevrilidir Minare içindeki merdiven de, tabandan itibaren, tamamen taştan yapılmıştır.

Girişteki balkon direklerinden ortada olanının kaidesini oluşturan taş da muhtemelen bir antik malzemedir ve üzerinde, bir vazodan su içen iki atmaca motifi, rölyef (kabartma) olarak, yer almaktadır. İki atmacanın arasındaki vazo, volütlü iki kulpludur. Bu, "volütlü krater" denilen, Antik çağ Yunan vazo çeşitlerinden biridir Bunun ve minare kürsüsündeki t9şın, hemen yukarıdaki kale harabelerinden alınmış olma ihtimali vardır.

Tabakhane Camii'nin iç mekân duvarları, dekoratif unsurlar taşır. Aynı seviyede yazılan ve alttaki büyük pencerelerin üstünde bir şerit gibi dolaşan, yazı frizleriyle çevrelenmiştir. Bu frizler sülüs, nesih gibi çeşitleriyle, Kelime-i Tevhit ve bazı duaların birbiri ardınca devam etmesinden oluşur. Kalemle yazılmıştır ve şerit fonu renklidir. Doğu ve batı iç duvarlarında karşılıklı olarak, hafifletme kemeri ayaklarının (payanda biçiminde) üzerinde, renkli boyayla yapılan, iki saat motifi bulunmaktadır. Her ikisinde de saat 9.04'ü göstermektedir ve birbirinin aynı olan bu

Kompozisyon içindedirler ve birbirinin aynı olan bu kompozisyondaki yapılar adeta kubbeli birer kiliseyi tasvir etmektedirler. Üst kısımlarında üçer adet “Haç” a benzer işaretler vardır. Bu motifi Tabakhane Camii'nin kubbeli halinin bir silueti olduğunu düşünsek de üç minareli kubbeli bir camiye benzetmek pek mümkün değildir. Bunlarında üzerlerinde, palmetli bir süslemeyle birlikte, Osmanlıca beyitler yer alır. Bu beyitlerden doğudaki (Mihrabın solundaki) saatin üzerinde olanında şöyle denilmektedir.

 Saat-i vahidedir ömr-ü cihan

O bir saati taata sarfeyle hemen

Mihrabın sağındaki saatin üzerinde ise;

Cümle cihan suret-i haktır ey kişi,

Feeynema versin vuku kim idersin hakkı şüpu

 

Her köşedeki dört trompda da aynı özellikli, boyayla yapılan tezyinat, dairevi ve dişli bir çerçevenin içinde stilize gül, lale ve karanfil motiflerini ihtiva etmektedir.

Camii'de mihrap, minber ve kürsü de tamamen taştan olup, taş oyma ve süslemeler yapılmıştır. Üzerinde va az verilen taş kürsü karedir ve tek ayaklı merdivenle çıkılmaktadır. Taşlar kare bölümlere ayrılarak, geometrik ve stilize bitki motifleri ile süslemiştir (Kelime-i Tevhid ve bir; belirtilmiş olup, her ta§ıı mihrap nişi yer alır. Sağ v, da üzerinde, tam ortada, i üzerine oyularak (kaban süslemelerdir. Buradan i taş, ayrı ayrı işlenmiş aneYani süslemede bir simet başka karanfil, gül, lale, etrafında da hilal motifle ettikleri düşünülebilir.

Taş minberde de aynı özellikte süslemeler bulunur. Minber giriş kapısı sivri kemerlidir ve alınlığında kalp şeklinde oyularak yazılan bir dua vardır. Baldaken (Baldagan) tipli oturma sahanlığına gene taş bir merdivenle çıkılmaktadır. Oturma sahanlığı, tek parça taş sütunlarla yükselen bir üçgen külahla örtülüdür. Mihrap duvarına bitiştiği kısımda ve üst sahanlığın altında minberin, beşik kemerli bir geçit yeri bulunmaktadır. Böylece minber, hem kütlesellikten kurtulmuş ve hem de sağ tarafta namaz kılanların mihrabı görmeleri sağlanmıştır. Minberin yan cephelerinde, birbirinin aynı bir taş oymacılık görülmektedir. Korkulukların hemen altında geniş bir sıra, stilize bitkiler ve bunların altına da çeşitli geometrik motifler oyulmuştur. Bu tip süslemeler, Osmanlıların XVIII. Yüzyıldan beri özellikleri olan süslemelerdir. Örneğin; Keban Yusuf Ziya Paşa Camii (1794) minberinin aynalığındaki, alçı panolara ayrılarak stilize bitkisel süsleme yapılması gibi Tabakhane Camii'nin taş minberi de aynı biçimde panolara ayrılmıştır. Zaten Osmanlılarda en çok kullanılan süs unsurları, üsluplaşmış (stilize) bitki motifleridir. Tabiattaki görünüşleriyle süslemeye geçen bitkiler bu dönemde pek azdır.

Tamamen taş olan mihrap da, kürsü ve minbere göre daha önemli tutulmuş, Camii'nin en gösterişli bölümü haline getirilmiştir. Dikdörtgen çerçeve içindeki mihrap nişinin en üst kısmında, kıvrımlı bir şekilde, kalem işi bitki motifleriyle dikkati çeken, tepelik yapılmıştır. Tepelikten sonra, kalemle yazılmış ve boyanmış, oldukça enli yazı frizi Kelime-i Tevhid ve bir Ayet) görülür. Alınlık, yatık bir dikdörtgen çerçeve halinde belirtilmiş olup, her taşın ayrı bir motifi vardır. Alınlığın hemen altında, mukarnaslı mihrap nişi yer alır. Sağ ve sol köşeliklerde, simetrik olarak, iki§er adet hadis ve onların da üzerinde, tam ortada, bir ayet vardır. Diğer süslemeler gibi, bu yazılar da taş levhalar üzerine oyularak (kabartmalı) yazılmıştır. Bunlar kaligrafik, yani yazıyla yapılan süslemelerdir. Buradan tabana kadar, boş yer bırakılmaksızın, mihrabı oluşturan her taş, ayrı ayrı işlenmiş ancak bu kabartmalı levhalar düzensiz bir şekilde yerleştirilmiştir. Yani süslemede bir simetri düşünülmemi§tir. Bu taş levhalarda geometrik motiflerden başka karanfil, gül, lale, üzüm salkımı, asma yaprağı, palmetler ve altı köşeli yıldız, etrafında da hilal motifleri yer almaktadır. Bu yıldız ve hilallerin Osmanlıları sembolize ettikleri düşünülebilir.


kalecikinsesi.tr.gg